Yalçın Küçük'ün Ardından
İnsanların bilgiye duyduğu arzuyu kamçılayan yazılar, kitaplar, yazarlar, aydınlar vardır. Zihnin dar odalarına sızıp en maharetli şekilde belleğimizi genişleten bu yazılarla, kitaplarla, yazarlarla, aydınlarla karşılaşmamızın heyecanını tariflemesi zor. İşte bu değerlerden biri olan, eti ve kemiği aşarak bir külliyât olarak kendini var eden Yalçın Küçük, seksen sekiz yıllık yaşamının ardından bizlere veda etti.
Yalçın Küçük en başta güçlü sezgisi ve derin kavrayışı ile mantığını keşfe çıktığı tarih akışına dair birçok insanın "spekülasyon" dediği bizim ise ''çubuk bükmek'' ile kavramsallaştırdığımız metodu sayesinde öne çıktı. Ne olursa olsun tarihimizde kazıya kazıya aradığı "sosyalist devrim dinamiği" tarihin saklanmış taraflarını bizler için aydınlattı. Sosyalist devrimin mümkünlüğünü, Türkiye burjuvazisinin paniğini onunla öğrendik. 1923 Cumhuriyetine yaptığı eleştirilere yıkımın sebebini nerede arayacağımızı gösteren de yine Küçük'ün kendisi oldu.
Aydın'ın ne demek olduğunun izini sürdü, aydın tarihimizi inceledi, kendisinin bu zincirin son halkası olacağını biliyor muydu bunu bilemeyiz lâkin üzerine fazlaca kafa yorduğu "aydın"ın en özgün portresini yaşayarak var etti. 12 Eylül'ün çürütücülüğüne, küfürlerine karşı aydın onuru için, sosyalizmin fışkıracağı zemini bulmak için eline aldığı baltasını kullanmaktan hiç çekinmedi.
Kapitalizmin çürümüşlüğünde kokuşmuşluğa kalkan her başı devrim için kalkmış sayarak koştu. Yalçın Küçük her devrimci gibi arayışçıydı, devrimini ararken Kürtlerden Kemalistlere birçok toplumsal kesimle, farklı türden aydınla bir araya gelmekten çekinmedi. Kendisinin bir aydın olarak egosunun yüksek olması sebebiyle hem kolektif hareket etmekte zorlandığını hem de insanları kolay "harcadığını" biliyoruz lâkin Türkiye solunun özgüvene ihtiyaç duyduğu o dönemde girişimleri değersiz addedilemez.
Sosyalist devrimciliğin ısrarlı savunucusu Yalçın Küçük bütün neşesi, deliliği, kavrayışıyla noksanlarına (ve belki de zihnen geriye çekilişine) rağmen karşı-devrim döneminde Aydınlar Dilekçesi'nden Ergenekon kumpaslarındaki Silivri Mahpusuna uzanan eylem mücadelesi, "İslamizasyon", "Eylülizm" gibi ilericilere pek çok düşünsel katkısı ile ismi yaşayacak en değerli aydınlarımızdan olmayı başardı.
Türkiye'nin uzun gericilik döneminde soluğunun fiziken de kesilmesi ilericiler için büyük kayıp olsa da geride bıraktığı külliyât ismini yaşatmaya yetecektir. Yalçın Küçük'ün kavrayışını mücadelemize katıp sosyalist devrimimiz için yürümeye devam edeceğiz. Anısına saygıyla.



